Browsing Category

Serbest Köşe

Serbest Köşe

Eurovision 2024’e Doğru

02/03/2024

Eurovision 2024’e az kaldı! 7-11 Mayıs tarihleri arasında İsveç’in Malmö şehrinde gerçekleşecek olan bu müzik şöleni için heyecan tüm hızıyla devam ediyor. 37 ülkenin katılımıyla gerçekleşecek olan yarışmada, birbirinden güzel şarkılar ve etkileyici performanslar bizleri bekliyor.

Eurovision severler favori şarkılarını ve ülkelerini seçmeye başladılar. Ben de bu heyecana ortak olmak ve sizlerle Eurovision 2024 hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Ülkemiz her ne kadar uzun yıllardır Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmıyor olsa da benim severek takip ettiğim etkinliklerden bir tanesi. Bu yılda geleneksel olarak ilk Arnavutluk performansı resmi Youtube kanalı üzerinden paylaşıldı. Arnavutluk genellikle yıldızı parlamayan ülkelerden olarak görülüyor fakat şarkıyı beğendiğimi söyleyebilirim yine de genel olarak baktığımızda çok fazla şansının olmadığını düşünüyorum. Bu yıl favorim şu an için Ukrayna’dan alyona alyona & Jerry Heil – “Teresa & Maria”. Şarkıyı ilk dinlediğimde ortalama bulmuştum ama dinledikçe kulağa daha hoş gelen bir yapısı var.

Ukrayna’nın dışında; İspanya, Hırvatistan ve Norveç’in şarkılarını da oldukça beğendim. Hollanda’nın Europapa parçası ise gerçekten çok eğlenceli bir atmosfere sahip fakat 2024’ün önceki yıllara göre daha zayıf parçalara sahip olduğunu düşünüyorum. Büyük bir heyecanla yarışma gününü beklemekteyim. Aşağıya favori parçalarımın videolarını bırakıyorum, keyifli dinlemeler. 🙂

Serbest Köşe

2023’e Merhaba | Herkese Mutlu Yıllar

30/12/2022

Merhabalar,

Benim açımdan çok yoğun ve yorucu bir yıl artık geride kalıyor, sizlerde durum nasıl? Çok hareketli başlangıçların çevremi sardığı 2022’de pek çok açıdan büyüdüm.

Ömrümüzden geçen her günde, karşılaştığımız her olayda hayat tecrübemizi biraz daha artırma fırsatı elde ediyoruz. Bu tecrübelerin içerisinde; heyecan, korku, üzüntü, sevinç, hayal kırıklığı gibi pek çok durumla iç içe oluyoruz. Benim için bu yıl işte tam anlamı ile bu durumların karması oldu diyebilirim. Kendime farklı alanlardan yeni bilgiler, bilgilerin getirmiş olduğu zorluklar ve zorluklarla baş edebilmek adına geliştirdiğim yöntemlerle yol almaya çalıştım. Kimi zaman tökezledim, kimi zaman hiç ilerleyemedim bazen ise “bu iş tam benlik” dediğim anlar oldu. Hayatın akıp giden büyüsünde duraksayıp bazen ne yaptığıma anlam veremediğimde oldu elbette. Yeni bir yıl; yeni başlangıçlar, yeni umutlar, yeni yolculuklar demek. 2023’ün herkese hedeflediği yolu çizme noktasında şans getirmesini temenni ediyor ve mutlu yıllar diliyorum. 🙂

Serbest Köşe

Acısıyla Tatlısıyla 2021’e Elveda! | Merhaba 2022!

29/12/2021

Merhabalar,

Bir yılın daha sonuna geldik. Sizler için nasıl bir yıl oldu? Umarım güzel bir yıl geçirmişsinizdir. Her ne kadar ülkece henüz üzerimizden bazı negatiflikleri atamamış olsakta iyisi kötüsü, acısı tatlısı ile bir yılı daha gerimizde bırakıyoruz.

Bu sene benim için çok stresli ve heyecan doluydu, sürekli bir koşuşturmaca halinde geçti diyebilirim. Özellikle yılın sonlarına doğru çalıştığım kurum içerisinde gerçekleşen değerlendirme merkezi uygulamaları süreci benim için bayağı tempolu zamanlar oldu. Henüz atanamamış olsam da havuza alındım, beklemedeyim. 🙂

Yeni yılın herkese başta elbette sağlık olmak üzere; mutluluk, huzur, başarı ve maddiyat getirmesini dilerim. Kendinize çok iyi bakın, sevgiler. 🙂

Serbest Köşe

Altın Kelebek 2021’in Ardından

08/12/2021

Merhabalar,

Önceki yazılarım da Eurovision 2021 sürecini ele aldığım bir içerik vardı. Ülkemiz çerçevesinde de şahsen takip etmekten keyif aldığım ödül törenlerinden biri Altın Kelebek ödülleridir. Bu yıl da birbirinden güçlü adayların yer aldığı ödül töreninde adaylar 5 Aralık günü sahiplerini buldu. Ben de birkaç kategoriyi kendi yorumlarımla değerlendirmek istiyorum. 🙂

Yıldızı Parlayanlar: Bu yıl Yıldızı Parlayanları; Ahsen Eroğlu, Cemre Baysel ve Melis Sezen kazandı. Ben bu alanda özellikle Ahsen Eroğlu’na çok sevindim ve kesinlikle bu yıl yıldızı parlayan bir isim oldu. Menajerimi Ara inanılmaz güzel bir yapımdı, farklıydı. Yüzümü gülümseten bir oyuncu.

En İyi Kadın Oyuncu: Ödülün kime verileceğini sorsalar bu yıl iki kişiye birden versek olmaz mı diyeceğim bir kategoriydi ve tam üstüne bastım diyebilirim. 🙂 Ezgi Mola ve Merve Dizdar bu ödülün tartışmasız bu yıl hak eden iki ismiydi ve çok sevindim.

En İyi Dizi: Benim bu kategoride favorim Yasak Elma dizisiydi ama Camdaki Kız dizisinin almasına da sevindim özellikle Nur Sürer’e bayılıyorum.

En İyi Kadın Sunucu: Bence bu kategoride tartışmasız Müge Anlı aday oluyorsa direkt verilmesi gerekir. Samimi, dürüst bir sunuculuğa sahip olduğunu düşünüyorum.

En İyi Erkek Şarkıcı: Edis’in kazanmasına şaşırmadım çok başarılı bir isim. Benim gönlümde yatan kişi Can Bonomo idi. 🙂

Evet değerlendirme de bulunmak istediğim bir kaç kategori bunlardı elbette bütün kategorileri yakından takip edip kazanan isimleri inceledim güzel bir ödül gecesi oldu. Tüm liste için adaylar dahil Vikipedi linkini buraya ekliyorum: 47 Altın Kelebek Ödülleri

Geceden bir kaç video:

Serbest Köşe

Az İle Yetinmeyip Çoğu Da İstemesek Mi? | İçinde ki Sen

09/11/2021

Merhabalar,

Hayatımızda genellikle az ile yetinmeyip çoğu istediğimiz senaryolar ile karşı karşıya kalıyoruz. Peki istediğimiz o “şey” ne ise elde etmek için ne yapıyoruz? Elbette belli bir noktada kalmaktansa, kariyer basamaklarını adım adım çıkmayı istemek veya kendimize hedef koyduğumuz olguya ulaşmanın hayalini kurmak çok doğal ama bunun için istemekle kalmamalı onu elde etmek için çaba göstermeliyiz. Hayata gözlerimizi açtığımız andan itibaren içimizde bizimle beraber büyüyen ikinci bir benliğin olduğuna inanıyorum, bu benliğimiz kimimize göre vicdanımızken bazen içimizde ki şeytan olup yapmak istemediğimizi yapıp suçu üstüne attığımız sığınağımız olabiliyor. İş hayatında ise bunun karşılığı bence “ego”.

Egolu insanlarda en belirgin özellik işte bu bahsettiğim durum olan çoğu istemek ama bunun için yaptıkları kısmına geldiğimizde sadece istemekle kalan kendisine göre ise yapmadığı fedakarlık kalmayan, sürekli gelişim odaklı olan bir çalışan olması. Ego sahibi insanların iş hayatına bakış açısında işini çok iyi yapmak üst mevkiler için yeterlidir çünkü kişisel gelişimi işini iyi yapmayan kişilerin eksiğini kapatması için önemsediğini düşünürler. Benliği ego olan insanların ayrıca çalıştığı kurum için elini taşın altına koyma zahmetine girmediğini de görürüz bu düşünce yapısında olan kişiler varlıklarını o kuruma bir lütuf olarak görürler, “benim gibi çalışanı var daha ne olsun” mottosu ile çalışmaya devam eder. İçinizde ki benliği asla bu şekilde canavarlaştırmayın, onu bir süper kahramana dönüştürün.

4 Kasım 2021 Perşembe günü çalıştığım kurumun değerlendirme merkezi uygulamalarına katılım gösterdim, katılımım sonrası dinlenme aşamasında bahçede bulunan çardakta uygulamaya giren diğer arkadaşlarımla oturuyorduk. O sırada yanımıza kurumun yönetmenlerinden Sayın Hakan Atalay geldi, kendisi bizle kısa ama etkili bir sohbet etti. İlk olarak bu girmiş olduğumuz uygulamaların elbette önem taşıdığını ama hayatın sadece bu uygulamalar çerçevesinde ilerlemediğini, sürecin burada son bulmadığından bahsetti ve kendi iş yaşamını anlattı. Çalıştığım kurumun en sevdiğim özelliklerinden biri yönetmeninden müdürüne kadar her mevkide olan kişinin genellikle çağrı alma geçmişinin olması, Hakan Bey’de yönetmen olmasına rağmen iş yaşamına ilk bizler gibi müşteri temsilcisi pozisyonunda başlayan yöneticilerden sadece bir tanesi. Kendisini yönetmen yapan ise ne biliyor musunuz? İşte bu: Az İle Yetinmeyip Çoğu Da İstemek İçin Çaba Göstermek. Bizlere eğer başarıyı istiyorsak başarının gelip bizi bulmayacağını, kendimize kattıklarımız sayesinde içimizdeki ışığı ortaya çıkarıp o parıldama ile aranılan kişiyim diyebilmenin gerçek başarı olduğunu söyledi.

İçinizde ki benliğin süper kahramana dönüştüğü, ışığınızın fark edildiği güzel günler diliyorum, sevgiler. 🙂

Serbest Köşe

Eurovision 2021’in Ardından…

31/05/2021

Merhabalar, serbest köşe yazımın bu haftaki konuğu Eurovision. Geçtiğimiz hafta büyük bir heyecanla takip ettiğim Eurovision hakkında bende birkaç yorumlama da bulunmak istiyorum. Eurovision yarışması çok küçük yaşlarımdan beri merakla takip ettiğim hatta o gün televizyonda başka hiçbir içeriğin dahi izlenmesine izin vermediğim günler oluyordu. Her iki yarı final aşamasını kaçırmadan izler daha sonra da Cumartesi akşamları gerçekleşen Büyük Final gecesi dört gözle oylamanın gelmesini beklerdim. Bu bekleyişlerim Eurovision’dan çekilmemiz sonrası kendini büyük bir boşluğa bıraktı diyebilirim.

Bu yıl gerçekleşen Eurovision yarışmasına nedendir bilmiyorum ama eski heyecanla bakıp, takip edesim geldi. İyi ki de takip etmişim çünkü eski heyecanımdan hiçbir şey kaybetmemiş olduğumu gördüm hatta uzun süredir takip etmediğim için yapılan değişiklikler ve sahne gösterileri beni daha da heyecanlandırdı. Bu yıl izlediğim performanslar gerçekten harikaydı özellikle 1. Yarı Finalde ki adaylar birbirinden başarılı performansları ile resmen büyülediler. Favorim Ukraynaydı, ilk dinlediğimde çok farklı bir melodisi olmasından dolayı biraz garipsedim arka arkaya dinlemeye başladığım da kendimi parçadan alamadım. 🙂 1. Yarı Finalde bir diğer favorim Malta adına yarışan Destiny oldu. 18 yaşında olduğunu öğrenince şok geçirdim hem büyük göstermesinden hemde 18 yaşında böylesine güçlü bir ses ve performans göstermesi takdire şayandı. 2. Yarı Final bana göre ilk yarı finale göre biraz daha sönüktü San Marino’nun performansı güzeldi. Azerbaycan kardeş ülkemiz olmasından ötürü elbette desteklediğim ülkelerden biri olsa da maalesef hem sahne şovu hemde parçası ile bence vasattı puanlamalarda şaşırmadım sadece biraz daha orta sıralarda görmeyi bekliyordum.

Final gecesi bütün performanslar sergilenip oylamaya geçildiğinde büyük bir hayal kırıklığına uğradım çünkü jüri oylamasında Ukraynaya inanılmaz düşük bir puan verildi neyse ki halk oylaması ile 5. sıraya yerleştiler bu durum biraz da olsa üzerimde ki burukluğu kırdı diyebilirim. Yine de İtalyanın birinci olmasını beklemiyordum bu grubun birinci seçilmesi ile Manganın bir kez daha hakkının ne kadar yenildiğini hatırlamış oldum. Bakalım seneye nasıl performanslar gelecek, favori parçamı buraya bırakıyorum, sevgiler. 🙂

Serbest Köşe

Anestezi Teknikerliği Sürecim | İş İmkanı Var Mı?

20/03/2021

Merhabalar, serbest köşe yazılarımdan ilkini Beykent Üniversitesinde okumuş olduğum Anestezi alanına ayırmaya karar verdim. Bu yazım kesinlikle bölümü karalamak, kötülemek bazında değil de biraz o toz pembe anlatılan sağlık oku işsiz kalmazsın düşüncesinin gerçekte ne durumda olduğunu gözler önüne serecek türden bir içerikte olucaktır yazımı farklı anlamdırmamanızı rica ediyorum. Önce anestezi bölümü nereden aklıma geldi buna değinerek başlamak istiyorum.

2015 senesinde 2. kez sınava girdiğim zaman bu bölüme girmeye karar verdim. Dürüst olmam gerekirse üniversite sınavlarına hiç önem vermedim zaten çok yüksek bir puan da almadım, hoş alsam da artık maalesef bir mühendisin, mimarın dahi işsizlik pençesinde olduğunu görüyoruz. Sınavların sonuçlanması ile birlikte tercih süreci de kısa bir süre sonrasında başladı, tabi benim o zaman ki tercih düşüncem klasik 4 yıllık eşit ağırlık bölümlerinden olan işletme, iktisat gibi alanlardı puanım da ancak bu tarz bölümlere yetiyordu. Ailemizin ortancası yani Çiğdem isminde olan ablam 2 yıllık sağlık bölümü okumamın en azından bu bölümlerden daha mantıklı bir tercih olacağını söyledi, düşündük durduk aklımıza yattı fakat çevreden de elbette bu sektörün içinde olan kişilerden fikir almamız gerekiyordu. Toplumca zaten şu algıdan bir çıkamadık bir bölüm tercih edecek olsak mutlaka uzak akrabamıza kadar danışmadan bir bölüm tercih etmeyiz, çevrenizde elbette sizleri mantıklı bir şekilde yönlendirecek kişiler vardır bu çerçevede olan kişilerden fikrini almanız yanlış değil ama bunu da fazla abartmadan güvendiğiniz bir kaç kişi ile sınırlandırmanız yararınıza olur netice de bu bölümü okuyacak sizlersiniz. Ablamın çevresi geniş olduğu için sağlık personeli bulmak zor olmadı düşüncelerini aldık ve ne tesadüftür ki hiç kimse de kalkıp bu bölümde işsizlik sıkıntısı var demedi herkes allandıra ballandıra bölümü överek okumam yönünde teşvik etti. Aldığımız olumlu yönlendirmelerin ışığında anestezi bölümü ile birlikte diyaliz, paramedik gibi bölümlerin de yer aldığı bir tercih listesi oluşturarak başvurumu tamamladım sonucunda Beykent Üniversitesi – Anestezi bölümünü kazandım. Beykent demişken 2 yıl boyunca Kartaldan Beylikdüzüne gittim inanabiliyor musunuz? Allahtan ikinci öğretimdim öğlen 13’de evden çıkıyor gece 1’de eve geri dönüyordum tam bir eziyetti benim için. Efenim git gel git gel derken çok şükür 2 yılı geride bırakarak hayırlısı ile mezun oldum şimdi ki aşama bir iş bulmaktı, bu noktada sınıfımdaki çoğu kişiden şanslı olduğumu düşünüyordum çünkü çoğu kişi İstanbul dışından gelmişti ve memleketlerine döneceklerdi çok fazla özel hastane olduğu için ben muhtemelen en fazla 6 ayda felan bir iş bulabileceğimi düşünüyordum ama öyle olmadı. Başvurmadığım özel hastane kalmadı bu başvuralar öyle kariyer sitelerinden CV gönder bitti şeklinde olan başvurular da değildi bizzat birebir gittiğim, formunu doldurduğum mümkünler dahilinde araya birilerini koyup insan kaynaklarından müdürüne kadar görüştüğüm başvurulardı. Ne yazık ki bir netice alamadım.

2020 yılına geldiğimizde işsizliğimin 3. yılına da giriş yapmış oldum fakat Nisan ayında çok şükür okuduğum bölüm olmasada bir işe girmiş olmanın sevincini yaşadım. Şuanda da hala bu işime devam etmekteyim. Yazımdan o zaman biz anestezi hatta sağlık bölümü hiç okumayalım düşüncesi oluşmuş olabilir kesinlikle böyle bir mesaj verme amacım yok vermek istediğim mesaj sadece hiçbir bölümün, alanın, mesleğin hayat içerisinde size kesinlikle bir iş sunacağının garantisi yok. Boş geçen 3 yıllık sürecimde kendi hatalarım da olmadı mı oldu elbette örneğin bir KPSSye adam akıllı çalışarak devlete yerleşebilirdim veya illa İstanbul tabanlı değilde başka illerde de iş arayabilirdim gibi gibi bir çok örnekler verilebilir. Özetle tercihlerinizi her daim mantıklı gerçekleştirin, atıcağınız adımların daha sonraki evrelerini de düşünerek atın. Sevgiler.